Genel Başkan Ayhan Çivi, Kanal B'de Gündemi Değerlendirdi

" PROGRAMI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ"

EMRE SAKLICA: Güncel de bugünkü konuğumuz HAKSEN Genel Başkan Ayhan ÇİVİ efendim hoş geldiniz

GENEL BAŞKAN: Hoş bulduk

EMRE SAKLICA : Türkiye de çalışma yaşamını konuşacağız biraz tabi kamu emekçilerini ilgilendiren boyutunu daha çok konuşacağız ama hazır sıcak bir konu olması nedeniyle bu grevi ertelemek kararıyla ilgili konuşmakta fayda var. Bütün çalışma hayatını etkileyen önemli bir başlık çünkü geçtiğimiz Perşembe daha öne söylediğimiz gibi Birleşik Metal İşe bağlı 15.000 çalışan greve başladı ve sonrasında Bakanlar Kurulu kararıyla 60 gün boyunca ertelendi grev tabi bu Türkiye tarihinde de geçtiğimiz dönemlerde de zaman zaman karşımıza çıkan bir karar. Milli Güvenliklerin nedeniyle grevlerin ertelenmesi kararını siz nasıl değerlendiriyorsunuz.

GENEL BAŞKAN: Ben bunu Emre Bey doğrudan sendika haklarını kullanılmasını engellemeden ziyade son dönemlerde Türkiye de özellikle 2010 yılında 2009 yılının sonlarında Tekel eylemleriyle birlikte başlayan ve gerçekten emek dayanışmasını içeren o tür eylemleri etkinliklerin tekrar gündeme gelmesinden kaygı duyulduğu için ben bu ertelemenin yapıldığını düşünüyorum. Zira bize de kamu görevlileri toplu sözleşme hakkımız var ama bizde grev hakkı istiyoruz. Ancak bir grev hakkı sendikalarının üyelerinin kendi özgür iradesiyle aldıkları kararı eğer başka makamın onayına tabiyse zaten bu grev hakkı yarım grev hakkıdır. Burada ki amaç ne Metal İşçilerin Çalışma yaşamından kaynaklanan haklarını almak mevcut ücretler açısından diğer sosyal hakları açısından demek ki bir uzlaşma sağlanamadı ve talepleri karşılanmadı. Onlar da grev hakkını kullanıyorlar ancak bu hak kullanılmadığı sürece de zaten sadece kitaplarda yazması Anayasamızda veya sendika yazısında yazması da bir şey ifade etmiyor. Bence bu tür engellemeleri kesinlikle doğru bulmuyoruz.

EMRE SAKLICA : Peki şimdi bir taraftan bunun kamu emeklisi boyutunu da bakalım. Sizlerin grev hakkınız yok toplu sözleşme de bu 2010 da ki Anayasa referandumun ardından bu konu gündeme gelmişti. Yine grev hakkı gelmedi tabi ki şimdi Anayasanın 90. Maddesine göre zaman zaman konfederasyonlar da diyorlar ki Uluslararası bir haktır. Bizim Anayasamızda bunu tanımıştır yasal hakkımız ama bu konuda çok büyük problemler var. Sizce bu nasıl aşılabilir yani memurun grev hakkının olmamasını siz nasıl görüyorsunuz.

GENEL BAŞKAN: Şimdi burada temel problem memurlar statü hukukuna göre çalışıyor. İşçilerimiz sözleşme hukukuna göre çalışıyor bizim mali ve sosyal haklarımız yasalarla düzenleniyor. İşçilerimizin ki sözleşmeyle düzenleniyor dolayısıyla da zaten Anayasamızın 51. Maddesinde çalışanlar ve işverenler sendikalarını kurabilir diyor. 53. Maddede Toplu Sözleşmeyle ilgili maddede ayrışmaya gitmiş memurlar la ilgili toplu sözleşme yapılır işçilerle ilgili toplu iş sözleşmesi yapılır diyor. Dolayısıyla da bizim statümüzden kaynaklanan başta bir ayrışma söz konusu dünyada bunun örnekleri var. Hak grevi diye bir kavram var ancak maalesef biz henüz daha Toplu Sözleşme düzenin de bile o noktaya gelemedik Avrupa da örneklerinde zira biliyorsunuz Toplu Sözleşme de eğer uyuşmazlık çıktığında da kamu görevlileri Hakem Kuruluna gidiyor. Kamu Görevlileri Hakem Kurlu zaten işveren ağırlıklı bir kurul ve sonuç itibariyle onun kararların kesin ve kanun hükmünde oluyor. Dolayısıyla memurlar açısından şuan ki mevcut yasal düzenlemeler içerisinde ancak uyarı grevinden hak grevinden söz edilebilir.

EMRE SAKLICA: Pek şimdi aslında bu tartışmaların ışığında başka bir konuyu açmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı ERDOĞAN iş adamlarını ziyaretinde yeni anayasa için destek istedi ve burada dedi ki aslında işçi ve memur arasında ki ayrımı ortadan kaldırmamız lazım. Artık gelişmiş toplumlarda olduğu gibi bir çalışan statüsü yaratmalıyız dedi. Şimdi bu geçtiğimiz dönem de sizlerle de tartışmıştık çalışan statüsü önemli bir kavram siz nasıl yaklaşıyorsunuz HAKSEN olarak buna

GENEL BAŞKAN: Kamu görevlileri çeşitli statülerde kamuya hizmet veriyorlar şuan ki mevcut durumda kadrolu memurlar, sözleşmeliler, geçici personeller ve işçiler zaten işçiler açısından bir problem yok onlar diğer bütün örgütlenme haklarını grev toplu sözleşme haklarını kullanıyorlar. Ancak kamu görevlileri açısından baktığınız zaman aslında burada ki tanımlama hepsini kapıyor. Hepimiz çalışanız zaten ve Anayasamız çalışanlara sendikal haklar vermiş ancak burada kastedilen bundan daha ziyade kamu görevlilerin iş güvencesiyle ilgili konular şimdi bugüne kadar pek çok iktidar bu konuda çeşitli tasarılar hazırladı çeşitli çalışmalar yaptı. Maalesef bunlar gerçekleşmedi zira kamu hizmetleri bir güvence isteyen hizmetlerdir. Bu sadece hizmeti verenler açısından yani memurlar açısından bir güvence değildir. Hizmeti alanlar açısından tarafsız olması gerekiyor hizmeti veren kamu görevlisinin vatandaşa eşit muamele yapması gerekiyor yani karşı tarafta bir ayrımcılık yapmaması gerekiyor. Bütün bu hizmetleri yapabilmesi içinde kamu görevlisinin devlet yetkisini kullanan çalışanların mutlak suretle iş güvencesinin olması gerekiyor. Bu dünyanın öbür ülkelerinde de bugün Almanya gerçekten sendikal haklar anlamında sendikaların son derece devlet politikaları hükümet politikaları etkili olduğu ülkede bile kamu görevlilerinin güvenceleri son derece güçlüdür ve zaman içinde geliştirilmiştir. Hani bırakın zayıflatılmayı dolayısıyla da eğer çalışan kavramından bu kastediliyorsa bu zaten, Türkiye açısından daha büyük sakıncalar doğuracak bir düşüncedir bana göre ancak işçiler ve memurların birlikte örgütlenmesinden bahsediliyorsa bu olmayacak bir şey değildir. Zira Türkiye de giderek gerçekten sendikalar kan kaybediyor ve sendikalar zayıflıyor. Parçalı bir harita var önümüzde bu anlamda da baktığımız da bunun örnekleri de var diğer medeni ülkelerde işçiler ve memurlar çalışan kavram adı altında aynı sendikalarda örgütlenebilirler ve haklarını birlikte geliştirebilirler.

EMRE SAKLICA : Tabi bir tarafta ortak kaygıları barındırması belki burada ana etken olması göz önüne alınabilir. Tabi şimdi sizlerin işçilere göre üstün yanlarınız var, işçilerin sizlere göre üstün yanları var. Hakları açısından ise baktığımızda diyorsunuz ki bu kamu emekçisi güvenceye sahip olmalı bir tarafta da işçinin örneğin grev hakkı var. Şimdi sonuçta bunun orta yolu bir yerde galiba buluşulacak yani hedeflenen ve nasıl olacak henüz çok belli değil ama yani memurun güvenceleri belki bütün işçilere sağlandığında, önemli bir adım atılmış olur ama memurun hakları işçilerin düzenine indirilirse bu seferde memurların büyük hak kaybı olur. Buda sizin itiraz edeceğiniz bir nokta olur. Nasıl aşılabilir bu?

GENEL BAŞKAN: Şimdi Emre bey zaten bu konu 2005 yılında gündeme geldi hatta çok ciddi taslaklar hazırlandı bu konuda toplantılar ve paneller yapıldı ancak daha sonra gündemden kaldırıldı. Yani orda şöyle bir düzenleme yapılmıştı. Şu anda kamuda görev yapan ve sendika yasak kapsamında bulunan İl müdürleri, Daire Başkanları ve üstündeki kamu görevlisi devlet memuru sıfatı veriliyordu. Bunun dışındakiler yani örgütlenme haklarına sahip diğer kamu görevlileri de aynı şekil de sözleşmeli statüsüne geçirilecekti. Bu dönemde ki hatta biliyorsunuz şu anda kamuda Hâkim ve Savcıların Emniyet Teşkilatının asgari personelin hepsinin kendi mesleki kanunları var ve ona göre belirleniyor. Burada amaç hepsini tek bir devlet personel kanunu adı altında toplamaktı ve ücret konusunda da bu kargaşayı gidermekti. Tabi burada sadece devlet memurları değil diğer haklarda yani Hâkim ve Savcılar asgari personel ve diğer Emniyet Personelleri de bu konuda o dönem de çok ciddi itirazlar geldi ve bu gündemden kaldırıldı dolayısıyla bu tartışmalar dönüp dolaşıp memurların güvencesine geliyor. Memurun güvencesini elinden almak emek artık Devlet Hizmetlerini kamu hizmetlerinin tamamen siyasi kadroların eliyle yürütülmesi onların tercihine bağlı olarak vatandaşın hizmet alması anlamına gelir. Yani sadece bizim mali ve sosyal haklar açısından bir kayıp değil vatandaş açısından da son derece riskli ve sakıncalı bir durumu beraberinde getirir.

EMRE SAKLICA: Peki sözleşmeli personel kavramı biliyorsunuz kamu da son dönemde artan bir oranda devam etti. Sizin de defalarca kez konuştuğumuz 4/C, 4/B ve farklı statüler kamudaki taşeron genelde memurun yapması gereken işi başka şirketlere bağlı kişilerin sağladı ve bu pek çok güvenceden yoksun, iş konusunda yetkinliği olmayan yeni bir personel birimini ortaya çıkardı bunun artması anlamına mı gelecek acaba çalışan kavramı yoksa, çünkü önemli bir tehdit memurlar açısından.

GENEL BAŞKAN: Bu aslında şu anda bizim sahip olduğumuz o sarsılmaz güvenceyi öncelikle bunu ortadan kaldırır. Arkasından da esnek çalışma modeli dediğimiz. Kısmi zamanla çalışma dediğimiz aslında kamunun asli hizmetlerini biraz önce sizin söylediğiniz gibi tamamen sözleşmeli personel aracılığıyla giderilmesi ve haklar açısından baktığınız zaman tabi kamu görevlilerine göre bunların maliyetleri ve diğer sosyal güvenceleri devlete daha az yük getiren durumda bu şekliyle bir düşüne olabilir.
SPİKER: Peki burada işte bu hak kaybı noktası ve sözleşmelilik noktası sürekli tartışılıyor ve burada ki güvenceye geliyor konu bir işçi çıkıp şunu da diyebiliyor bu noktada şimdi buda bir anlamda sınıf bilinciyle mi yorumlanmalı nasıl yorumlanmalı bilmiyorum ama niye memurun böyle bir güvencesi var benim yok bu memurun olması bi anlama gelmiyor bir açıdan yani bizimde böyle bir güvencemiz olsun diyende çıkabilir, veya memurun güvencesini fazla bulanda olabilir tabi.

GENEL BAŞKAN: Tabi burada aslında güvence açısından da Emre Bey bir kamu işçisiyle, kamu görevlisi arasında çok ciddi bir farkta yok yani eğer kamu idaresi bir memur gerçekten de 657 de belirtilen hükümlere aykırı hareket etmişse zaten memurlar açısından da biliyorsunuz memuriyetten çıkarma vs. pek çok ceza var. Bunun da çokta örneği var. İşçiler açısından da baktığımız zaman zaten her hangi bir kamu işçisini durup dururken ben senin sözleşmeni feshettim buyur şu da tazminatın diyemiyor. Bunu iş kanunu gereği bir takım maddeleri var onların tespit edilmesi gerekiyor. Bu biraz daha aslında özel sektör işçileri açısından belki bu durumdan biraz söz edebiliriz. Yani özel sektörde bu tür işten çıkarmalar güvencesiz çalıştırma zayıf sözleşme üzerinde hizmet alma daha yaygın. Ancak kamu açısından baktığımızda ben bugüne kadar kamu da böyle keyfi herhangi bir işçinin bu şekilde işten çıkarıldığına şahit olmadım. Zira onların hakları var çıkarılsa bile yargıya başvurduğu zaman eğer gerçekten bir hak ihlali varsa bunlarda tespit ediliyor.

EMRE SAKLICA : Evet, çünkü geçtiğimiz yıllarda bunla ilgili hatta biz programımızda ele almıştık. Görevinden uzaklaştırılan soruşturma açılan memur sayısı azımsanmayacak kadar çoktu bir açıdan da. İşte burada eşit şartları belki de hepsinin bir güvencesi mi olmalı onu da bilmiyoruz, diğer sendikalarla diğer konfederasyonlarla da tartışacağız bu konuyu biz program olarak, ortaya belki daha net bir çıkar zamanın da onu da biz o boyutuyla konuşuruz. Tabi kamu emekçilerin sorunları sadece bunlarda değil, bundan sonra ne olacağı değil pek çok boyut var mesela geçtiğimiz günlerde 2015 yılı 4/C kararnamesi yayımlandı 4/C HAKSEN olarak takip ettiğiniz üzerinde sıkça durduğunuz bir konu bu kararname nasıl? Neleri kapsıyor?

GENEL BAŞKAN: Şimdi iki farklı kararname yayımlandı bir tanesi özelleştirmeden nakledilen personelle ilgili orada arkadaşlarımız açısından olumlu iki adım atıldı bize göre birincisi artık her yıl sözleşme yenilenmeyecek. Arkadaşlarımız otomatikman yenilenmiş sayışan sözleşmeyle çalışmalarına devam edecekler ve işten çıkarılıp tekrar işe başlatma olayı ortadan kalktı yan on iki ay arkadaşlarımız kesintisiz çalışacaklar. Ancak burada Tuik’ de çalışan 4/C liler açısından hala eski uygulama devam ediyor. Yani on bir ay, yirmi sekiz gün çalıştırma ve her yıl sözleşme yenileme burada gerçekten ciddi bir ayrımcılık ortaya çıktı biz bu konuyu da Hukuk Müşavirliğimize gerekli talimatı verdik. Muhtemelen yargıya taşıyacağız zira Tuik’ deki kamu hizmetleri geçici hizmetler değil yani her ay enflasyon rakamları, işsizlik rakamları ve daha bizim pek çok bilmediğimiz veriler açıklanıyor. Bu verileri toplayan alandan orada ki çalışanlar ve özellikle 4/C li arkadaşlarımız onlar açısından gerçekten o kölelik düzeni bir nevi hala devam ediyor. Artı Emre Bey yargı kararları verdi mahkemeler işten çıkarılan arkadaşlarla ilgili sırf her yıl sözleşme yenilendi diye ben yeni bir sözleşme dönemindeyim bu mahkeme kararı geçmiş dönemi kapsıyor deyip çalışanlar işe başlatılmadılar. Hatta biraz daha ileri giderek yargı kararlarını bile yeterli bulmayıp bizim vicdanımızda aklanmadılar böyle bir yargılama düzeni ortaya çıktı. Yani kamu yöneticilerinin vicdanında da yargılanmamız gerekiyor. Maalesef Tuik’ dede gelinen nokta bu yedi tane iptal kararı çıktı ve arkadaşlarımızın hiç biri göreve başlatılmadı. Bu konuda da gerekli görüşmeler yapıyoruz. Eğer bu arkadaşlarımız göreve başlatılmazsa bizde bunu demokratik tepkimizi alanlarda ciddi bir şekilde ortaya koyacağız.

EMRE SAKLICA: Peki şimdi bu 4/C, sorununun çözümü konusunda sizce toplu sözleşme masasına gelip böyle eni boyu konuşulması gereken bir mesele mi? Çünkü plan bütçe komisyonuna geldi toplu sözleşme masasında da gündeme geldi pek çok yerde de gündeme geliyor. Bu konuda aslında hükümette bazı adımlar atacağını da söylemişti geçtiğimiz dönemlerde bunun çözümü nasıl sağlanabilir. Yani bu statü karşımızda uzun zamandır duruyor. Tekel işçileriyle biz hepimiz tanıştık ama nasıl çözülebilir?

GENEL BAŞKAN: Şimdi Emre Bey burada iki tane psikolojik eşik var bir tanesi sendikalar boyutuyla bir tanesi de çalışanlar boyutuyla şimdi biliyorsunuz 4/C li arkadaşlarımız emeklilik aylığına hak kazandıkları anda sözleşmeleri feshediliyor. Özelleştirilmeden nakil edilen arkadaşlarımız açısından emekli aylıklarını kazandıkları anda onların lehine zira işçiyken prim yasası kazançları yüksek olduğu için daha yüksek aylık alma imkânları var. Yani 4/C de çalışma süresi arttıkça emekli aylığı düşüyor. Dolayısıyla o arkadaşlarımız emekli oluyorlar. Onlar açısından devlet memuru olmak da avantajlı değil yani öyle tek bir sloganla talep ederseniz maalesef orada da taşlar tem yerine oturmuyor. Bize göre dileyen ve durumu uygun olan 4/C’ lilerin işçi kadrosundan emekli olmaları sağlanması gerekiyor. TÜİK gibi Üniversiteler gibi gerçekten de büro hizmeti veren ve bu konuda yeterli personelinde devlet memuru olarak da atanması onların lehine hatta burada tercihe de bırakılabilinir. Bunlar müzakere edilmiyor Emre Bey, doğrudan doğruya kadro konusu gündeme geliyor zaman zaman sendikalar açısından da bu sulandırılarak 4/B sözleşmesi uygulaması işin içine katılıyor yani o olmuyorsa bunu da veri yani böyle bir pazarlık olmaz.

EMRE SAKLICA : 4/B aslında birazcık ondan da bahsedelim izleyicimiz için 4/B de yeterli değil bildiği kadarıyla.

GENEL BAŞKAN: 4/B sözleşmeli Bakanlar Kurulu kararıyla hakları belirlenen 4/B sürekli çalışma var yenilenen sözleşme var kendiliğinden zaten bu arkadaşlarımız açısından da o uygulama gündeme geldi burada sadece görev tanımı yok Emre Bey. Yani asıl problem orada zaten, yani bir elektrik teknisyenini bir yardımcı hizmetli personel olarak temizlikte kullanabiliyorlar oda yavaş yavaş yoluna giriyor ama görev tanımı yok dolayısıyla esas sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Burada taşları yerine oturtacak şekilde müzakere yapmak gerekiyor. İşlerimiz açısından işçiden 4/C açısından farklı pozisyonlarla masaya oturmak lazım. Memuriyet görevi yapan 4/C liler açısından da farklı pozisyonda masaya oturmak lazım yoksa hepsi için tek bir memur kadrosu ihtiyaçları da karşılamıyor.

EMRE SAKLICA : Yani oda yetersiz diyorsunuz çünkü biraz orada personeli seçimi kendi seçeneğine bırakılması gerekiyor yine sizinle program öncesi başlıkları konuşurken orada birkaç noktaya daha değindiniz onları da konuşmadan geçmeyelim kamuda izinler bu konuyla ilgili problemler olduğunu bahsettiniz. Bunun aslında Anayasal bir hak çalışma hakkı olduğu bilinen bir şey ama nasıl bir sorun var?

GENEL BAŞKAN: Emre Bey şimdi söyle aynı ifade kadarıyla devlet memurları en fazla kullanma hakları izinleri ertesi cari yılda kullanırlar o cari yılda da kullanılmayan izinler düşer ifade aynen böyle izin kullanımı konusunda da amirin onayı gerekiyor. Şimdi şöyle bir çelişki var ortada bir taraftan amiriniz size uygun görürse izin verecek vermedikleri takdirde kullanamazsınız bir sene bekledikten sonra yanacak izniniz şimdi izin Anayasal hak bugün işçilerimizde kullanmadıkları izinleri ücret olarak alıyorlar. Emekli olurken bile bunlar hesaplanıyor ücret olarak ödeniyor bizde ise maalesef 20 sene önceki getirilen düzenlemeyle o zamanki kamu yönetimi anlayışıyla konmuş hükümler bunlar. İzin yanıyor yani elbette kamu görevlisi kendi keyfi kullanamadıysa bunda bizim bir diyeceğimiz yok ancak çoğu kamu görevlisi arkadaşlarımızda hizmetin gereği kullanamıyor izinleri ve izinler yanıyor. Şimdi bu konuyu da biz yargıya taşıyacağız. Burada ciddi bir Anayasal kamu görevlileri açısından hak ihlali var buna keza yemek yardımları konusu Emre Bey bakın bunların hiç birisi konuşulmayan başlıklardır ve kesinlikle çok önemli gerçekten. Bu yani tüm kamu görevlilerini ilgilendiren şeyler bunlar ve bunların bir mali karşılığı da yok bakın yemek yardım bütün devlet memurları adına kurumların merkezi bütçesine her yıl aktarılıyor. Ancak bu yemek yardımlarının personele yansıması için 29 sene önce çıkartılmış yönetmelikte bile 50 kişi şartı var. 50 kişi olacak diyor orada ve mutfak olacak diyor şimdi hangi devirde yaşıyoruz atık bugün bir ilçede nereye mutfak açacaksınız onun aşçısıdır garsonudur değil mi. Dolayısıyla bu yardımlar merkezi bütçede kalıyor bir başka yerde kullanılıyor bu 50 sayısının da kaldırılması gerekiyor. Bu konuda biz geçen Çalışma Bakanlığı Müsteşarımıza da, Devlet Personel Başkanımıza da bu talebimizi ilettik. Bunun yanında bakın Meteoroloji Genel Müdürlüğünde bunu tekrar dile getirmek istiyorum.

EMRE SAKLICA : Evet o önemli Havacılık Tazminatı ne oldu o konu.

GENEL BAŞKAN: Havacılık Tazminatı konusu hala bir adım atılmış değil geçenlerde yine Baka Bey bir açıklama yaptı biz bu konuyu değerlendireceğiz ancak burada Devletin parasından tek kuruş para çıkmayacak bir düzenleme mali hiçbir ek yükü yok hatta getirisi var. Vergiden dolayı tamamen Eurocontrol’den alınan bir para ve kişi başı yaklaşık yarısı dağıtılsa 800 TL tutacak bir miktar hala bu konuda masal dinlemeye devam ediyoruz biz. Yani diğerlerini anladık bütçe imkânları deniliyor. Şu deniliyor bu deniliyor. Peki, bu konuda neden hala bir adım atılmıyor. İşte bugünkü torba yasada yarın ki torba yasa da birkaç cümlelik bir kanun maddesi Emre Bey, yargıda bakın fazla mesai çıkardılar.

EMRE SAKLICA : Evet o ne oldu ?

GENEL BAŞKAN: Kırk katır mı, kırk satır mı yani ödememek için çıkarılmış mesai
EMRE SAKLICA : Neden? Olumlu bir gelişmeydi fazla mesai ödemeleri

GENEL BAŞKAN: Evet çıkmıştı. Maalesef orada da yine kalemlere göre dosya sayısı belirlenmiş

EMRE SAKLICA : Nasıl yani

GENEL BAŞKAN: Limit konmuş yani atıyorum işte bir idari mahkemesi kaleminde bir zabit kâtibi başına 150 dosya düşmesi gerekiyor ve dosya düşmesini bırakın fiilen de o mesai kaldığınız o tutanakla tespit edilecek. Bunu yapsanız bile alacağınız para 50 TL ile 150 TL arasında Emre Bey zaten mesaiye giren personelin yemek ve ulaşım ihtiyacını karşılamayacak pozisyonda yani gerçekten Adalet Teşkilatında bu anlamda yargı personeli yargı çalışanları son derece mahrum bırakılmış ve mağdur edilmiş durumda geçen Bakan Beyin onlarla ilgili bir iyileştirme çalışmamız yok demesi zaten çalışanların tamamen moral motivasyonunda ortadan kalkıyor.

EMRE SAKLICA : Aslında mali hakları da genelde gündeme alıyoruz tabi biz sosyal haklara da değinmeye çalışıyoruz ama her hizmet kolunun kendine has çok faklı sorunları var ve bunlar çokta konuşmaya vakit olmuyor yoğun gündemin içinde başlıkların arasında en azından biraz onlara değindik ve bazı sorunların altını çizdiniz. Çokta konuşulmayan başlıklardı bunlar. Biz katkılarınız için çok teşekkür ediyoruz size.

GENEL BAŞKAN: Ben teşekkür ediyorum Emre Bey
Eklenme : 09 Şubat 2015

Bu habere ekli dosya bulunmamaktadır

Facebook'ta Paylaş
Adres : GMK Bulvarı 40/2 Kat 2 Maltepe / ANKARA - Telefon : (0312) 229 03 25 - ( - Faks : (0312) 229 03 26